Etiketlenen üyelerin listesi

Haydar Baş hakkındaki gerçekler

Haydar Baş http://img.kimdir.com/kimdir/h/a/33b871d94640c2297d32c5a4ee5794a75493cff0.jpg Haydar Baş, Türk siyasetçi, yazar, eğitimci. Bağımsız Türkiye Partisi'nin kurucusu ve genel başkanıdır. İlk, orta ve lise öğrenimini Trabzon'da tamamladı. Daha sonra 1970 senesinde, Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü'nü bitirdi. Lisansüstü eğitimini ve doktorasını Veda Hutbesinde İnsan Hakları konusundaki tezi ile Bakü Devlet Üniversitesi'nde tamamlamış ve bu üniversitede göreve başlamıştır. Doktora

Bu konu 12934 kez görüntülendi ve 3 yorum aldı ...

  • Konuyu değerlendir: Haydar Baş hakkındaki gerçekler

    5.00/5,00 puanı 1 kişi oyladı ve 12934 kez incelendi.

4 sonuçtan 1 ile 4 arası
  1. #1
    fatken - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20-03-12
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    6.888

    Haydar Baş hakkındaki gerçekler

    Haydar Baş hakkındaki gerçekler

    Haydar Baş



    Haydar Baş, Türk Siyasetçi, yazar, eğitimci. Bağımsız Türkiye Partisi'nin kurucusu ve genel başkanıdır. İlk, orta ve lise öğrenimini Trabzon'da tamamladı. Daha sonra 1970 senesinde, Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü'nü bitirdi. Lisansüstü eğitimini ve doktorasını Veda Hutbesinde İnsan Hakları konusundaki tezi ile Bakü Devlet Üniversitesi'nde tamamlamış ve bu üniversitede göreve başlamıştır. Doktora sonrası akademik çalışmalarına devam ederek "İslam ve Mevlana", "Tasavvuf Tarihi", "Din Sosyolojisi" ve "Din Psikolojisi" konularındaki tezleri neticesinde "Profesörlük" unvanını da aynı üniversiteden almıştır.

    Vikipedi

    “Bir kimse sonsuza dek, herkes ise bir süre kandırılabilir; fakat herkes sonsuza dek kandırılamaz.”

    Abraham Lincoln

  2. #2
    fatken - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20-03-12
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    6.888


    HAYDAR BAŞ GERÇEKLERİ








    HAYDAR BAŞ Haydar Baş haydar bas gercekleri Haydar baş tarikatı SAHTEKAR HAYDAR BAŞ Haremi haydar baş fethullah gülen haydar baş kimdir milli ekonomi modeli erbakan haydar baş ergenekon haydar baş haremi




    HAYDAR BAŞ'I TANIYORMUSUNUZ? HAYDAR BAŞ 4 KARISI 20 KÜSÜR COCUĞLU VARDIR - İŞTE NUFUS KAYITLARI

    HAYDAR BAŞ'IN 1 RESMİ, 4 İMAM NİKAHLI EŞLERİ VE BOŞADIKLARI

    •BİRİNCİ EŞİ; “AyŞe B.” ile 1969’ da imam nikahİyla evlendi. 1971’ de resmi nikah yaptı. İlk eŞi “AyŞe B.” den 8 çocuğu var.

    •İKİNCİ EŞİ; Ankara Tıp Fakültesi’nde öğrenci olan “Emine A.” ile 1989 yılında imam nikahı ile evlendi..



    •ÜÇÜNCÜ EŞİ; Yine Ankara Tıp Fakültesi öğrencisi olan ve balerinlik yapan “Yİldİz Y.” ile imam nikahı ile evlendi. “Yİldİz Y.” ilk eşinden boşanıp kendisi ile resmi nikah yapacağı vaadiyle Haydar Baş ile evlendi. Resmi nikah yapılacağı vaadine rağmen evlilikleri bugüne kadar imam nikahı ile devam etti.

    •DÖRDÜNCÜ EŞİ; Yargıtay’ın 15. Dairesi’ nin Üyesi olan İzzet Karadaş’ın kızı SİNEM KARADAŞ ile imam nikahı olarak yaptı. Haydar BAŞ, kızın ailesinin rızasını almaksızın bu nikahı gerçekleştirdi. bakınız "MİLLİYET-11.07.2004 / ŞEYH, YARGITAY HAKİMİNİN KIZINI 4. EŞİ YAPTI"

    •DİGER EŞLERİ; KADIN ZAAFINI; 3 ASİL BİR YEDEK HATUN KURALINI İŞLETEREK, İSLAM’IN VERDİĞİ ÖLÇÜYE UYDURMAYA ÇALIŞAN SAHTE ŞEYH HAYDAR BAŞ; acaba Şimdiye kadar bunların dışında kaç kızı imam nikahı ile kandırdı ve onları boşadı.

    •Çocukları; İlk eŞi “AYŞE B.” tan gerçekte 8 çocuğu olmasına rağmen, nüfus kaydında ilk eşinden olma 17 çocuğunun kayıtlı olduğu biliniyor.
    Eşleriyle Kaldığı Ev; Trabzonda müstakil bir apartmanda; her katı ayrı bir eşine tahsis eden Haydar BAŞ, hergün tercih ettiği ayrı bir eşinin yanında kalmaktadır. İstanbul ve Ankara’ya geldiğinde de kendisine ve ailesine tahsis edilmiş ev hazır beklemektedir.

    EŞLERİNİN ve ÇOCUKLARININ SAYISI BELLİ DEĞİLDİR




    Sahte Haydar Baş'ın 3 asil bir yedekten oluşan resmi nikahlı olanın dışında, sayısı belli olmayan "eşleri" ve çocukları mevcut. Güzele güzel demezdi güzel kendinin olmayınca. Beğendiği güzel müridelerin kendisinin olması için bir yöntem bulmuştu. Şeriat, dört kadınla evlenmeye müsaade ediyordu. Onunda üç asil bir yedek olmak üzere dört karısı oluyordu hep. Gözüne yeni birini kestirince, yedeğe yar saçların lüle lüle diyordu..."

    İşte sahte Profesör ve Sahte Şeyh Haydar baş'ın nufus kayıtları




    Belgeyi büyütmek için üzerine tıklayınız..

    Bu belgenin doğruluğunu Kendiniz
    http://tckimlik.nvi.gov.tr/ den T.C. Kimlik No Sorgulama yaparak teyit edebilirsiniz.

    İl:Trabzon İlçe:Akçaabat Adı:Haydar Soyadı:Baş
    Baba Adı: Hasan Anne Adı: Ayşe Ciltno: 5 Aile Sıra no:27
    Birey Sıra no:26 Doğum Yılı :1947

    Ayrıca:Belgeye göre Sevim olan adını Haydar olarak değiştirmiş.

    Nüfus kaydında yer alan Alihaydar Baş ve Ahmet hamze Baş'ın doğum tarihleria rasında 9 ay 14 gün var. Bu tıbben mümkün değildir.

    1952 doğumlu ilk resmi Eşi Ayşe Baş, 15 çocuğun üzerine 2003 ve 2004 de 52 yaşında yeniden çocuk doğurması mümün değildir.

    Bu çocuklar diğer eşlerinden olan cocukların resmi eşin üzerine yazdırılmıştır. Türlü oyunlar ile kandırılıp bu kadın düşkünü sahte şeyh'e eş yapılan kadınların doğan cocuklarınında başkasının üzerine kayıt ettirilmesi onlara yapılmış insanhakları ihlali ve zulümdür.




    ŞEYH HAYDAR BAŞ, NASIL KANDIRIYOR?


    Haydar Baş'ın kandırma yöntemleri ise, eski müridlerince şöyle açıklanıyor:
    “Önce fiziksel bir yakınlık kurmalıyız ki, bu daha sonra manevi yakınlığa dönüşebilsin. Aramızda fiziksel yakınlığı kuramazsak, Allah'tan aldığım feyzi size ulaştıramam” diyor onlara. Tarikattaki kızlar, şeyh' efendi'yle evlenen bir kızı, kesinlikle cehennem ateşinin-yakmayacağına inanıyorlardı. Çünkü; 'Şeyhin kutsal tenine değen kadını, Allah cehenneminde yakmaya razı olmazmış!' "Bu adamın dördüncü karısı olmamı istediler" diye inleyen bir sesle, radyoyu arayan kız; "Zaten dört karısı var. Eğer ben kabul edersem dördüncü karısını boşayacakmış. Kabul etmezsem Allah'ın gazabına uğrarmışım. Ölürmüşüm. Böyle dedi o kadın. Korkuyorum. Okuluma da gidemiyordum artık. Bir kızcağıza diyeceksiniz ki, "Şeyhimin karısı olacaksın," kabul etmeyince de yüreğine ölüm korkusu salacaksınız. Bu türden tehditvari davranış kalıpları sergilemek, tarikat düzenini sürdürmekle görevli müridler için vakayı adiyeden değil miydi zaten. Bir kızcağızı gözünüze kestireceksiniz, onu hareminize kapatmak için dördüncü karınızı kapı dışarı edeceksiniz. Şeriat, dört karıya kadar müsaade ediyor ya... Şeyh şeriata karşı çıkmıyor aklınca... Şeriat karşısında boynu kıldan ince keyfince... Tabii ki şeyhin hanımlarının kimliklerini belirli kişiler dışında kimse bilmez. Bu kişiler, tarikatta dolaşıp dururlar ama şeyhin hanımları oldukları bilinmez. Şu anda Haydar Baş’ın 1 resmi, 4 İmam Nikahlı dört hanımı var. Kaç tanesini boşadığını Allah bilir. Bazı hanımlarının gerçek isimlerini kimse bilmez. Onlara kod adlar verir. Eğer şeyh onu boşarsa, ihtiyaçları karşılanır. Onun ihtiyaçlarını karşılayanlar da bunu neden yaptıklarını sormazlar..."


    Haydar Baş'ın soy bağı davası sürüyor



    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Haydar Baş hakkında, ''çocuklarının soy bağını değiştirdiği'' iddiasıyla yürütülen soruşturmada, yetkisizlik kararı vererek dosyayı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi.

    Alınan bilgiye göre, Basın Savcısı Nadi Türkaslan, M.A. isimli avukatın, ''gayri resmi evliliğinden olma çocuklarını, resmi eşini anne olarak göstererek nüfusa tescil ettirdiği'' iddiasıyla Baş hakkında suç duyurusunda bulunması üzerine başlattığı soruşturmada, yetkisizlik kararı verdi.
    Kararda, Haydar Baş'ın, Ayşe Baş ile 6 Ağustos 1971 tarihinde evlendiği ve kayıtlara göre bu evlilikten 18 çocuğunun olduğunun anlaşıldığı belirtildi.

    -18 ÇOCUKTAN 3'Ü SORUŞTURMA KONUSU-

    Yetkisizlik kararında, Türk Ceza Kanunu'nun 231. maddesinde düzenlenen ''çocuğun soy bağını değiştirme'' eylemi açısından zaman aşımı süresinin dikkate alındığı ifade edilerek, Baş'ın, Abdullah, Mehmet Emin ve Ayşe Nur isimli çocuklarının nüfusa tescil işlemlerinin soruşturmaya konu edildiği kaydedildi.

    Savcılığın talebi üzerine, Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14 Kasım 2005 tarihinde, Abdullah, Ayşe Nur ve Mehmet Emin isimli çocuklar ile kayıtlarda anneleri olarak gözüken Ayşe Baş arasında, moleküler genetik inceleme yapılmasına karar verdiği bildirilen yetkisizlik kararında, ancak henüz bu incelemenin yapılmadığı belirtildi.

    Suçun, tescilin yapıldığı nüfus müdürlüğünün bulunduğu yerde işlendiğinin kabulü gerektiği anlatılan kararda, soruşturmaya konu olan çocukların tescil işlemlerinin, İstanbul Bahçelievler Nüfus Müdürlüğü'nce 2003, 2004 ve 2005 yıllarında yapıldığı kaydedildi.

    Kararda, eylemin İstanbul'un Bahçelievler ilçesinde gerçekleşmiş olması nedeniyle dosyanın, Bahçelievler'in adli yönden bağlı bulunduğu Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği belirtildi.

    -TÜRK HUKUK SİSTEMİNE CMK İLE GİRDİ-

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyadaki mahkeme kararına dayanarak moleküler genetik inceleme yaptırabileceği gibi, bu kararı uygulamaktan da vazgeçebilecek. Savcılık, yeniden bu yönde karar alınması için mahkemeye de başvurabilecek.
    Moleküler genetik inceleme yapılmasına ilişkin hükümler, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 75 ile 81. maddelerinde düzenleniyor. Türk hukuk sistemine CMK ile giren moleküler genetik inceleme, ancak beden muayenesi ve vücuttan alınan örnekler üzerinde, soy bağının veya elde edilen bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu hallerde yapılabiliyor. Alınan örnekler, amaç dışında tespit için kullanılamıyor ve kimseye verilemiyor. Genetik incelemeye hakim karar verebiliyor.




    Kaynak
    Konu fatken tarafından (11-27-12 Saat 03:49 PM ) değiştirilmiştir.
    “Bir kimse sonsuza dek, herkes ise bir süre kandırılabilir; fakat herkes sonsuza dek kandırılamaz.”

    Abraham Lincoln

  3. #3
    fatken - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20-03-12
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    6.888

    Haydar Baş'in Sahte Prof. ünvanının Resmi Belgesi



    Kendini Hz.Ali Ra.'nın yerine koyuyor!

    HAYDAR BAŞ’IN SAHTE PROF ÜNVANININ RESMİ BELGESİ

    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI MÜLKİYE MÜFETTİŞLİĞİ İNCELEME RAPORU SAYI ; H.Y. 128/16 21-4/4 117/1 178/1 TARİH; 07.12.2000 NO ; 107-5/7132-37 KONU; Başbakanlık Makamının 27.11.2000 tarihli onayı uyarınca yürütülen inceleme sırasında; Haydar BAŞ'ın 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 28 nci Maddesi hükmü gereğince Üniversitelerarası Kurul Kararı olmadan geçerli olmayan





    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI MÜLKİYE MÜFETTİŞLİĞİ İNCELEME RAPORU

    SAYI ; H.Y. 128/16 21-4/4 117/1 178/1


    TARİH; 07.12.2000

    NO ; 107-5/7132-37


    KONU; Başbakanlık Makamının 27.11.2000 tarihli onayı uyarınca yürütülen inceleme sırasında; Haydar BAŞ'ın 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 28 nci Maddesi hükmü gereğince Üniversitelerarası Kurul Kararı olmadan geçerli olmayan "Prof. Dr." Unvanını Türkiye'de kullanması; yine Kanunun 29 ncu Maddesi hükmü gereğince, kazanılan unvan döneminde yükseköğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapmadan, yükseköğretim kurumları dışındaki çalışmalarında "Prof. Dr.'' Unvanını kullanması incelemenin konusunu oluşturmaktadır.

    Mülkiye Başmüfettişi :Hamit YÜKSEL

    Vakıflar Gn. Md. Başmüfettişi :Baki KESTEK
    Polis Başmüfettişi İsmail YALDIZ
    Vergi Denetmeni :Mehmet ÖZKAN


    I-BASLANGIÇ :



    Başbakanlık Makamının 27.11.2000 gün ve 107-5/6507-122 sayılı- Onayları, İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının 07.12.2000 gün ve 107-5/7132-37 -sayılı görev emirleri, Emniyet Genel Müdürlüğünün 11.12.2000 gün ve 505386, 08.12.2000 gün ve.05.1-EMG.0.60.12.04 (501.400) sayılı, Vakıflar Genel Müdürlüğünün 14.12.2000 gün ve 301 sayılı, Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü Ankara Gelirler Bölge Müdürlüğünün 18.12.2000 gün ve 987 sayılı görevlendirme yazılan uyarınca, tarafımızdan mahallinde yapılan inceleme sonucu bu rapor düzenlenmiştir, (ek: l-1/7)

    II-İNCELEME KONUSU :

    Başbakanlık Makamının 27.11.2000 tarihli onayı uyarınca yürütülen inceleme sırasında, Haydar BAŞ'ın 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 28 nci Maddesi hükmü gereğince Üniversitelerarası Kurul Kararı olmadan geçerli olmayan "Prof. Dr." Unvanını Türkiye'de kullanması; yine Kanunun 29 ncu Maddesi hükmü gereğince, kazanılan unvan döneminde yükseköğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapmadan, yükseköğretim kurumlan dışındaki çalışmalarında "Prof Dr." Unvanını kullanması incelemenin konusunu oluşturmaktadır.

    III-İNCELEME VE TAHLİL :

    1-25.05.2001 tarihli ve Ahmet KURT imzalı, Ankara Valiliğine hitaplı dilekçe ekindeki konuşmacılar arasında "Prof. Dr. Haydar BAŞ'"ın olduğunun belirtildiği; (EK:2-2/3)

    2-İstanbul'da yayınlanan İcmal Dergisinin Eylül 2001 sayısının Başyazısının "Prof. Dr." Haydar BAŞ tarafından yazıldığı; (EK3-3/2)

    3-29 Nolu İcmal yayınlatınca bastırılan, "Dini ve Milli Bütünlüğümüze yönelik Tehditler" isimli kitabın basımında Haydar BAŞ'ca "Prof. Dr." Unvanının kullanıldığı, (EK:4-4/5) ayrıca kitabın baş tarafından, Haydar BAŞ'ın Biyografisinin anlatıldığı;

    4-Ülke genelinde dağıtımı yapılan Yeni Mesaj Gazetesinin Başyazarı olarak Haydar BAŞ'ın "Prof.Dr." unvanını kullandığı, yine Gazetenin haber ve yorumlarında Haydar BAŞ'a "Prof. Dr." Dendiği; (EK:5-5/33)

    5-1995 yılında Azerbeycan Ülkesinden Haydar BAŞ'a "Profesör Elmi Adı Verilmiştir." Dendiği, bu belgenin içeriğinin anlaşılamadığı; (EK:6/3)

    6-Haydar BAŞ'ın 14.12.1995 tarihli Resmi Gazetede "Prof. Dr." Unvanıyla Orman Bakanlığı Bakanlık Müşavirliğine alındığı, (EK:6-6/l) 18.12.1995'de bu göreve başladığı, (EK:7/7) Orman Bakanlığına verilen dilekçelerde, "Prof. Dr." Unvanını kullandığı, (EK:7-/76)

    7-Trabzon Emniyet Müdürlüğünde alınan bilgi notunda Haydar BAŞ'ın hak etmeden Profesör Unvanını kullandığının belirtildiği; (EK:8)

    İncelenmiştir. Ayrıca Haydar BAŞ'ın Ülke genelinde yayın yapan Meltem TV Ve Mesaj TV 'de de "Prof Dr" Unvanıyla programlara katıldığı ya da program yaptığı, yine "Prof Dr." Unvanıyla yaklaşık olarak 10 adet kitap yazdığı, bunların basıldığı ve Ülke genelinde satıldığı, bu kitap satışlarının genelde İlmi Araştırmalar Vakfı tarafından yada elden yapıldığı anlaşılmıştır

    2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanununun Tanımlar Başlıklı 3 ncü Maddesinin l nci Fıkrasında; "(1) Profesör: En yüksek düzeydeki akademik unvana sahip kişidir. (21 Doçent Doçentlik sınavını başarmış akademik unvana sahip kişidir (3) yardımcı Doçent Doktora



    çalışmalarını başarı ile tamamlamış, tıpta uzmanlık veya belli sanat dallarında yeterlik belge ve yetkisini kazanmış, ilk kademedeki akademik unvana sahip kişidir." yine 7 nci Fıkrasının 2 nci bendinde "Doktora: Lisansa dayalı en fazla altı veya Yüksek Lisansa ve Eczacılık veya Fen Fakültesi mezunlarınca Sağlık ve Sosyal yardım Bakanlığı tarafından düzenlenen esaslara göre bir laboratuar dalında kazanılan uzmanlığa dayalı en az dört yan yıllık programı kapsayan ve orijinal bir araştırmanın sonuçları ortaya koyması amaçlayan bir Yükseköğrenimdir." Hükümleri yer almıştır. Buna göre Haydar BAŞ'ın herhangi bir akademik kariyeri kazanmadan "Prof. Dr" Unvanını kullandığı incelenmiştir. Bu durumun 2547 Sayılı Kanunun 28 ve 29 ncu Maddelerine aykırı olduğu ve bu maddelere göre değerlendirilmesinin gerektiği kanaatine varılmıştır.

    Şöyle ki Kanunun 28 nci Maddesinde; " Doktora veya tıpta uzmanlık unvanını kazandıktan veya sanat dallarında belirli süre çalıştıktan sonra yabancı ülkelerde profesörlük unvanını veya yetkisini almış olanlardan en az iki yıl bu unvan ve yetki ile yabancı ülkelerde öğretim ve araştırma kurumlarında çalışmış olanların bu ünvanlarının Türkiye'de geçerli sayılması Üniversitelerarası Kurul kararıyla olur. Bunun için başvuran adayın çalıştığı yabancı ülkelerdeki yükseköğretim kurumunun, Türk yükseköğretim kurumu düzeyinde olduğunun Üniversitelerarası kurulunca belirlenmesi gerekir.",

    29 ncu Maddesinde; "Öğretim üyeleri, bu kanunda yazılı hükümler dışında kazanmış oldukları akademik unvanlardan yoksun bırakılamazlar.

    Başka bir işe geçmek, emekli olmak veya çekilmek yada işten çekilmiş sayılmak yoluyla öğretim görevinden ayrılanlar, akademik unvanlarını taşıyabilirler. Ancak Profesörlük, doçentlik veya yardımcı doçentlik unvanlarını kazananlar her unvan dönemi içinde yükseköğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapmadıkları takdirde yükseköğretim kurumlan dışındaki çalışmalarında bu unvanı kullanamazlar" hükümleri yer almıştır.

    IV-SONUC VE KANAAT :

    Başbakanlık Makamının 27.11.2000 tarihli onayı uyarınca tarafımızdan yürütülen inceleme sırasında; Hasan ve Ayşe Oğlu Akçaabat 1947 doğumlu Haydar BAŞ'ın Türkiye'de ve Dış Ülkelerde bir akademik kariyeri kazanmadan "Prof. Dr." Unvanını her yerde ve her alan da kullandığı incelendiğinden, 2547 Sayılı Kanunun 28 ve 29 ncu Maddeleri uyarınca, konunun Y.Ö.K. Başkanlığınca ve Cumhuriyet Başsavcılığınca değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.



    Kaynak
    Konu fatken tarafından (11-27-12 Saat 03:41 PM ) değiştirilmiştir.
    “Bir kimse sonsuza dek, herkes ise bir süre kandırılabilir; fakat herkes sonsuza dek kandırılamaz.”

    Abraham Lincoln

  4. #4
    fatken - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20-03-12
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    6.888

    Haydar Baş hakkındaki gerçekler







    Mesaj TV ve Meltem TV’nin sahibi Haydar Baş’ın, taşıdığı "Prof. Dr. " unvanının sahte olduğu ortaya çıktı. İçişleri Bakanlığı, YÖK ve Üniversitelerarası Kurul’un yaptığı incelemeler sonunda, Kadiri Tarikatı şeyhlerinden Haydar Baş’ın, "Prof. Dr. " unvanını akademik kariyer yapmadan kullandığı, Azerbaycan’dan aldığını iddia ettiği profesörlük belgelerini de Üniversitelerarası Kurul’a göstermediği saptandı.

    Kozinoğlu’nun diğer bir önemli bağı ise Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Haydar Baş’la olan akrabalığı. Kozinoğlu’nun bir siyasi parti lideriyle akraba olduğu gündeme gelmişti ve gözler hemen Mehmet Ağar’a çevrilmişti.



    Ancak, bu düz mantığın tersine, akrabası Haydar Baş’tı. İkisi de Trabzonlu’ydu ve Haydar Baş’ın derin devlet tarafından kullanıldığı İslami kesim içerisinde öteden beri konuşuluyordu. Böylece taşlar da yerine oturdu.


    YORUMSUZ
    haydar baş'ın tarikatına girip hayal kırıklığına uğrayan bir müridinin yazdığı mektup.

    haydar baş’ ın kaşiye tarikatına katıldığım zaman,
    yaşam zikir demekti. haydar baş kutup denilen en yüce
    manevi kişilikti benim için. onun her hali örnek
    alınmaya değerdi. şimdi ise adını bile duymak
    istemiyorum.

    o zaman, “türkiye şıhlar, dervişler, müritler,
    meczuplar ülkesi olmayacaktır” sözü en çok kızdığım,
    hatta duymağa tahammül edemediğim bir sözdü. şimdi de
    öyle… çünkü, bu sözleri bayraklaştıranların şıhlarla
    nasıl kol kola, kuzu sarması olduğunu gördüm.

    hasan songar’ ın, Allah rızası aş kitabında yazdığı şu
    cümleler bana artık daha anlamlı geliyor: “her bir
    kaşiye tarikatı müridinden iki önemli faaliyet
    bekleniyordu. biricisi tarikata ait güya fikir ve
    haber dergilerinin satılması, yani tüccarlık; ikincisi
    ise tarikatın vakfına bağış toplamak…” aynı oranda
    önemli gelen bir cümle daha var şimdi: “vatan için
    çalışıyorum” diyenlere dikkatle bakmak. çünkü
    “tarikat” diyerek götürenlerle, “vatan” diyerek
    götürenler birbirleri ile çok rahat anlaşabiliyorlar.
    sonuçta birleştikleri nokta “götürmek” ama bu
    kelimenin akla getirdiği çağrışımların hepsini
    kapsayacak kadar “götürmek”.

    haydar baş istanbul ağır ceza reisinin hukuk fakültesi
    mezunu kızını, 4. karısı olarak “götürdüğü” zaman,
    koskoca reisin aciz kalışını görünce, bu durumu şeyhin
    manevi gücüne vermiştik. birde reis beyin orgeneral
    teoman koman’ ın arkadaşı olduğunu öğrenince, şeyhin
    manevi gücü gözümüzde daha da büyümüştü. bu işte bir
    bit yeniği olabileceği aklımıza bile gelmemişti. bu
    olay, milliyet gazetesinde dizi olarak yayınlanmaya
    başlanınca gazete basılmış, dizi engellenmiş, aynı
    kızcağızın kaldığı ev polis tarafından basılmış,
    sonradan polisler kuzu kuzu çekilip gitmişti. bunlar
    bize çok basit geliyordu. çünkü bizler daha
    büyüklerine şartlanmış, şeyh haydar baş ın daha fazla
    kerametlere sahip olduğuna inanmıştık.

    mesela, şeyhin kalbinden iki ışık zuhur ettiğini,
    birinci ışığın rusya yı yıktığını, ikinci ışığın da
    amerika’yı yerle bir edip, başta türkiye olmak üzere
    bütün ülkelerde bulunan amerikan kuklası yöneticileri
    alaşağı edeceğine inanmıştık. bu ışıklardan sonra da,
    tc yöneticileri güya şeyhin huzuruna gelip muhterem
    hocamızdan af dileyecekler ve türkiye’nin idaresini
    şeyh efendinin emin ellerine teslim edeceklerdi.
    bunların gerçekleşmesi için her sene tarikat
    bütçesinden hacca giden şeyh efendi, çeşitli ülke
    hacılarından kendisine mürit ediniyordu. bu hacılar
    kendi ülkelerine dönünce de, gizlice büyük dünya islam
    devletinin kuruluşu için güya çalışıyorlardı.

    şeyhin erbakan’a karşıda özel bir kini vardı. çünkü
    zamanında refah partisinden milletvekili olmak
    istemiş, erbakan onu aday göstermemişti.

    siyasi hırsı bir türlü dinmemiş, hemşehrilik damarını
    kullanarak eyüp aşık ın tekel bakanlığı döneminde
    bakan danışmanı olmuştu.

    hırsı daha fazlasını istiyordu. 1995’te dyp yi
    destekledi.alparslan türkeşin vefatından sonra da
    orada etkin olabileceğini düşünerek MHP yi destekledi.
    tayyip erdoğan’ın artan başarısı ise onu çileden
    çıkaran son halka oldu.

    emire kalkancı, fadime şahin, müslüm gündüz ve ali
    kalkancı olayları patladığı zaman, boşadığı
    karılarından fatma hanımın evine kimliği bilinmeyen
    iki kişi gelmiş ve çekim yapmışlardı. haydar baş bunu
    nasıl olduysa öğrendi ve harem alemlerinin gün yüzüne
    çıkmasından ve cemaatin dağılacağından çok
    korkmuştu.bu olaydan sonra şeyh efendi günlerce
    uyuyamadı ve kimseyle görüşmek istemedi. sonunda bu
    işi yaptıran kişinin tayyip erdoğan olduğunu yayarak,
    kasetin basında çıkması halinde hem kendisini
    kurtardı.hem de müritlerini tayyip erdoğan’a karşı
    kışkırttı. ondan sonra günlerce “kahhar halkaları ve
    tespihleri” oluşturularak tayyip erdoğan’ın kahrı için
    beddua edildi. sonra da, fatma hanımın kasede alınan
    konuşmaları problem oluşturmasın diye yandaşlarını
    kullanarak fatma hanıma deli raporu aldırttı.

    sadece politika hırsı değil, cinsel istekleri de
    bitmek bilmiyordu. gece saat 23’ten sonra tarikata ait
    üniversitede okuyan kızların kaldığı evlere gidiyor,
    kendilerinden çekinmemeleri gerektiğini anlatarak
    kızların yatak kıyafetleriyle derdini dinliyordu.
    sonra beğendiği kıza, aracılar vasıtasıyla “şeyhle
    evlenenin cehennemde yanmayacağı” söylenerek beyinleri
    yıkanıyor ve şeyh efendiyle evlenmesi için bütün
    yollar deneniyordu.

    haydar baş, dört kadından bir tanesini sürekli
    değiştirerek 4 kadınla evliliğini sürdürüyordu. genç
    kızlardan beğendiği kişi çağrılıyor, 4 kişiden
    birisini boşuyor ve yeni aday
    nikahlanıyordu.kendisinin 4 erkeğin maddi ve manevi
    gücüne sahip olduğunu söyleyerek bu işi meşru hale
    getiriyordu.

    erbakan’ın profesör olması, iskender paşa tarikatının
    şeyhi esat efendinin profesör olması haydar başı
    çileden çıkartıyordu. bir yolunu bulup o ünvana
    kavuşmak istiyordu. sonunda baku’den milyon dolarlarla
    ayarlanan diplomalar bu amacına ulaştırdı. o şimdi
    artık btp genel başkanı prof. dr. haydar baş olmuştu.

    etrafındakiler öylesine yağcılığa alışmışlardı ki,
    şeyhin kendisinin dahi hazırlamayıp hazır üzerine
    konduğu bir tezin savunması için, şu anda partinin
    genel başkan yardımcısı olan meltem hastanesinin
    başhekimi dr. ahmet kepekçi baku’ye giderek tez
    savunmasını dinledi. bu yolculuk kendisine büyük bir
    ödül olarak geri döndü ve tarikata ait televizyon
    programlarında sık sık çıkmaya başladı. şimdi de btp
    genel başkan yardımcısı. oldu.

    huzurunda peygamberin bile övülmesini hazmedemezdi.
    bunu örtebilmek için şu açıklamayı getirirdi: beni
    övmek zaten peygamberi övmektir.

    saklamaktan aciz kaldığı hırsı kabardıkça kabarıyordu.
    ama kalpten çıkan iki nur da bir türlü amerika’yı
    yıkıp tc yöneticilerini haydar baş’ın huzuruna
    getirmiyordu. sonunda iktidara giden yolu “kudretli
    odaklarda” aramaya başladı. işte bu serüvenin son
    halkasını kısaca anlatacağım:

    haydar baş’ın yeni hedefi ikinci Atatürk olmaktı.
    bunun için başlattığı iktidar yürüyüşünü 2. kuvva-i
    milliye hareketi olarak adlandırdı. kendisini uyarmak
    isteyenlere “siz o küçük akıllarınızla bu konuyu
    anlayamazsınız. asker de bizim arkamızda mit’te, hem
    de en üst kademedekiler… ” demeğe başladı. bu
    cümlelerden sonra eskiden anlam veremediğimiz, daha
    doğrusu “şeyhin kerametine verdiğimiz” şeyler birden
    anlaşılır oldu. bu uğurda, doğu perinçekle beraber
    hareket etmeyi bile kabullendi.tarikatın medya grubu,
    bütün prensipler alt üst edilerek bu uğurda kullanıldı.

    5 ay önce şeyh haydar başın asıl niyeti açıklık
    kazandı.benimle şeyhin acil olarak görüşmek istediği
    söylendi. bayağı meraklanmıştım.ankara da btp parti
    merkezinde yaptığımız görüşmede, bana iltifatlarla
    söze başlayan haydar baş, ankara’da bir binada çalışma
    merkezi ayarlandığı ve bir çalışma grubuyla benimde
    beraber hareket etmemi istedi. aslında bu istek değil
    bir emirdi. bundan kimseye bahsetmememi, yoksa çok
    sıkıntıya girebileceğimi, çalışmanın neticelenmesi
    sonrasında her şeyi unutmamı, gayretlerimin büyük bir
    ihsan olarak ta bana döneceğini söyledi.daha öncede bu
    tür çalışma ekipleriyle bulunmuş olduğumdan ne demek
    istediğini anlamıştım yine birilerinin canı yanacak ve
    bende bundan nasiplenecektim.ama bu sefer ki
    farklıydı. çünkü şeyhe efendinin telaşını görmüş biraz
    korkmuştum.işin büyüklüğü yapılan tahşidatlarda
    kendini gösteriyordu.yapmak istemediğimi söylediğim
    takdirde sıkıntıya gireceğimi bildiğimden kabul ederek
    görüşmeden ayrıldım.

    verilen tarihte parti merkezinde olmam istendi.
    partiden, arabayla çalışma merkezine
    götürüldüm.çalışmaya başlamadan, şeyhin yaptığı aynı
    tehdit dolu laflar söylendi. ama bu sefer ki daha
    resmiydi.geri dönüşü olmayan bir yola girmiştik.

    bana olan güvenden dolayı, rahat
    davranılıyordu.kimliklerini bilemediğim ama asker
    olduğunu tahmin ettiğim bir ekiple beraber çalışmaya
    başladık.daha önceki ekiplerden farkı yoktu. sadece
    kişiler değişmişti. çalışacağımız konularla ilgili
    milli istihbarat teşkilatının belge, gizli bilgi ve cd
    desteği sağladığını, işlerinin ehli askerlerin de
    bunlar üzerinde çalışarak bizlere hedef konularla
    ilgili malzeme hazırlayacağı, ihtiyaç duyulması
    halinde de extra belgelerin istenebileceği ve teminin
    ilgili kurumlardan mümkün olduğu söylenerek, konu
    üzerinde tecrübemizi- bilgilerimizi kullanmamız
    istenmişti.

    hedef olarak, AKP,tayip erdoğan, diğer tarikatlar ve
    cemaatlar, birinci hedef olarak ta fethullah hoca ve
    tayyip erdoğan seçilmişti .

    çok malzeme vardı. kasetler, dergiler, hadis kitapları,gazeteler, mit ten belgeler, askeri kaynaklar…….

    emekli paşalar, kurumlarla çalışma ekibi arasında
    koordinasyonu sağlıyordu. bu insanlar bizlerden
    kimliklerini saklamıyorlardı.en çok gayreti onlarda
    gördüm. hazırlanan malzemeler akşamları bir yerlere
    götürülüyor, teyit alınıyordu. konu irtica ile ilgili
    olduğu için ekipte hocalara da ihtiyaç oluyordu. bu
    ihtiyaç diyanet işleri eski başkanı m. nuri yılmaz ve
    prof.dr. zekeriya beyaz’la karşılandı.

    10 gün süren bu çalışmada haydar baş bu konu üzerinde
    çok hassas duruyordu. sıklıkla bizden bilgi alıyordu.
    özellikle fethullah’a karşı çok özel bir kini vardı ve
    işleyeceğimiz her konunun ona zarar vermesi özel istek
    olarak belirtiliyordu.haydar baş fethullah hocayı
    taklit ederek okul ve dershane açmış ama
    yürütememişti. bu başarısızlık onu çileden
    çıkartıyordu. tarikatının içinden fethullah hoca
    taraftarlarının artması, en yakınından bile
    çocuklarını onun okullarına göndermesi artık damlayı
    taşıran damlalar olmuştu.fethullah hocanın artan ünü,
    özellikle papa ile görüşmesi uluslar arası Siyaset
    adamı gibi davranması, haydar başı kahrediyordu.

    hazırlık ekibinde olanlar da tayyip erdoğan, abdullah
    gül ve hükümete karşı büyük din besliyorlardı.
    hükümetin başarısını fethullah hocadan bildikleri
    için, yaptığımız çalışmada her defasında fethullah öne
    çıkıyordu. bunun için hazırlanan ilk cd’ler ağırlıkta fethullah hakkında oldu.

    3 adet cd olacak şekilde çalışma neticelenmişti.görüntüler-montajlar, dışarıda yapılıyor, bize son hali geliyordu.gelen görüntülerin
    birinde “resmidir” kaşesi yanlışlıkla basılmıştı. ben
    bunu görmezlikten geldim.bu konu çalıştığımız ekipte
    büyük bir paniğe neden olmuştu.

    hazır hale gelmiş cd ler, istanbulda kaşiye
    tarikatının kurumlarında 500-600 adet çoğaltıldı.
    sonra da tarikat elemanları aracılığı ile özellikle
    doğu ve güneydoğudaki manevi önderlere gönderildi.
    haydar baş bu işlerin yürütülmesini bizzat takip etti.
    buradan alınacak sonuçlara göre ikinci cd paketi
    hazırlanacağı ve hükümetin ab sürecindeki tutumunun
    işleneceği ifade edildi.

    bütün bu olanlar hayatımı gözen geçirme eylemini
    habire tetikliyordu. geçmişte olmuş ne varsa gözümün
    önünden geçiyordu. bu kaçıncı can yakma operasyonuydu
    ve her defasında tarikat alet oluyordu. şeyhin
    ihtirasları uğruna saf müritler büyük bir neşve içinde
    ama bilmeden günaha sokuluyordu.özellikle gece vakti
    kızların kaldığı öğrenci evlerine yapılan ziyaretler
    beni çileden çıkartıyordu. her defasında kızım aklıma
    geliyordu.

    bayram sabahı bu vebali daha fazla taşımanın doğru
    olmayacağına kendimi ikna ettim.

    yazdığım bu mektupta olanları bütün detaylarıyla
    anlatmamın beni çok zora sokacağını biliyorum ama
    benimde elimde kozlarımın olduğunu bilmeleri gerekir.

    şimdi arafatta günahlarından arınanlar gibi kendimi

    hafiflemiş hissediyorum.


    Şu anda Haydar Baş’ın dört hanımı var. Kaç tanesini boşadığını Allah bilir. Bazı hanımlarının gerçek isimlerini kimse bilmez. Onlara kod adlar verir. Haydar Baş’ı kalp krizi geçirtecek kadar herkeslerden gizlediği gerçeklerden biri, boşadığı hanımlarının kontrolünden çıkıp sırlarını başkalarına anlatmasıydı. Nitekim, onun açısından bu kadınlardan biri kontrolünden çıkmıştı. Bu kadının adı Fatmaydı. Fadime Şahin, Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz üçgenindeki ilişkilerin medyada tartışıldığı esnada, kimliği halen meçhul kişiler, Fatma hanımın evine gelmişler, ona Haydar Baş’la olan evliliği konusunda sorular sormuşlar. Kadının yanıtlarını da bir video kasetine kaydetmişler. Nedense bu kaset olayıyla ilgili olarak kamuoyuna hiçbir şey sızmadı. Kadın neler anlatmıştır? Bu kasete neler oldu? Bunlar halen karanlık

    Bu olaydan haberdar olan Haydar Baş’ın o günlerde gözlerine uyku girmez. Bu kasetin medyada gösterilmesi düşüncesi bile onun mahvolmasına neden olmaktadır. O günlerden bu yana şeyhin en önemli korkusu o kasetin piyasaya çıkması ve kadın zaafının kamuoyunun gündemine gelmesidir. Gerçi kadını boşar boşamaz önlemini almıştır. Dizide lanse edildiği gibi Fatma hanıma bir deli raporu çıkartmıştır. Belki de kadıncağız gerçekten de ciddi psikolojik sorunlar yaşamıştır. Eğer böyleyse, Allah bilir kocasının hangi insanlık dışı muameleleriyle karşılaşmış da ruhsal dengesini bozmuştur. Şeyh bu kadını boşadıktan sonra Ankara'ya göndermişti. Deli raporunun olduğu tarikattaki kadınlara duyurulmuştu. Bu nedenle de herkes ona, bir deliye davranır gibi davranıyordu. Fatma hanım, birdenbire Ankara'dan kayboldu. Bir daha geri dönmemek üzere İstanbul'a gönderilmişti. Fatma hanımın Ankara'dan kovulması, Emine kod adlı kızın hikayesiyle yakından ilgilidir.

    Bu kızı, kadınlarla yaptığı toplantılarından birinde görmüş ve çok hoşlanmıştı. Onunla kısa dönem bir evlilik yapma kararı aldı. Bu nedenle Emine'yi, üç as hanımıyla birlikte yaşadığı eve götüremezdi, emine onun için şekeri bitince atılacak bir kızdı. Amacının gerçekleşebilmesi için evinin bulunduğu apartmandan eski karısının uzaklaştırılması gerekiyordu. Kendisini çok iyi tanıyan bu kadın, olacakları sezebilir, ortalığı karıştırabilirdi. Fatma hanım, Ankara'dan ayrıldıktan sonra şeyhin evinde Emine kod adlı kız görülmeye başlandı. Daha önce bu kız üniversiteli kızların kaldığı tarikatın öğrenci evlerinden birinde kalıyordu. Güya geçimsiz biri olduğu için şeyhin evinde kaldığı söylenmişti mürit kadınlara. Söyleyende Fatma Kavak, yani şeyhin baş çöpçatanı. O yaz şeyh hep Ankara'da kaldı. Yaz bitince şeyh gitti. Kız da evden atıldı. Şeyhin dairesinin bulunduğu apartmana girmesi bile yasaklandı. Kız öğrencilerin kaldığı evlerden birinde barınmaya başladı. Emine, şeyhin evinde bir süre kaldıktan sonra büyük bir değişime uğradı. Artık herkesi hor görüyordu; kendine önemli bir kadın süsü veriyordu. Adı havalı kıza çıkmıştı. Okuduğu ilahiyat fakültesini bırakmıştı. Ailesinden hiç para alamadığı halde, yediğini kimse yemiyor, giydiğini kimse giymiyordu. Cebinde de bir tomar dolar hiç eksik olmuyordu. Emine'nin değirmeninin suyunun kaynağı... Şeyh, bu konuyla ilgili olarak, ilgili kişiye çoktan gerekli talimatı vermişti.

    kendine televizyon kurduruldu. Mesaj TV ve Meltem TV’nin sahibi Haydar Baş’ın, taşıdığı "Prof. Dr. " unvanının nereden alındığını en iyi bilenlerdenim. Çünkü Bakü Üniversitesi'nden rüşvet verdiği rektör hanım taraftan yakın akrabam olur. İçişleri Bakanlığı, YÖK ve Üniversitelerarası Kurul’un yaptığı incelemeler sonunda, Kadiri Tarikatı şeyhlerinden Haydar Baş’ın, "Prof. Dr. " unvanını akademik kariyer yapmadan kullandığı, Azerbaycan’dan aldığını iddia ettiği profesörlük belgelerini de Üniversitelerarası Kurul’a göstermediği saptandı. İçişleri Bakanlığı, Başbakanlığın onayı ile Haydar Baş’ın profesör unvanı kullanmasıyla ilgili olarak inceleme yaptı. İncelemenin ardından YÖK’e gönderilen raporda, konunun 2547 sayılı yasanın 28 ve 29. maddelerine aykırı olduğu belirtilerek, şu görüşlere yer verildi:

    "1995 yılında Azerbaycan’dan Haydar Baş’a ‘Profesör Elmi adı verilmiştir’ dendiği ancak bu belgenin içeriğinin anlaşılamadığı, Haydar Baş’ın Resmi Gazete’de Prof.Dr. unvanıyla Orman Bakanlığı Müşavirliği’ne atandığı, bakanlığa verdiği dilekçelerde bu unvanı kullandığı; Yeni Mesaj gazetesinin başyazarı olarak aynı unvanı kullandığı incelendi. Ayrıca Baş’ın Prof. Dr. unvanıyla 10 kitap yazdığı, kitap satışlarının İlmi Araştırmalar Vakfı tarafından ya da elden yapıldığı anlaşıldı. Baş’ın yine aynı unvanla Mesaj ve Meltem TV’lerde program yaptığı incelendi. Haydar Baş’ın Türkiye’de ve dış ülkelerde bir akademik kariyeri kazanmadan "Prof. Dr." unvanını her yerde ve her alanda kullandığı incelendiğinden 2547 sayılı kanunun 28 ve 29. maddeleri uyarınca YÖK Başkanlığı’nca ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nca değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır."

    Baş, kendisine verilen talimatlar çerçevesinde düşmanlarını hep dini çevrelerden seçti. Erbakan; müşrik ve münafık, Tayyip Erdoğan; pezevenk, Fethullah Gülen; Vatikan’ın uşağı, Yaşar Nuri Öztürk misyoner ve katli vacip; tarikatı terk edenler mürted… Tayyip Erdoğan’a kendi müritleri bile sempati duyunca deliye dönen Haydar Baş, uyanık bir formül buldu. Önce Tayyip Erdoğan’ın karısı Fatma’yı konuşturtup kameraya aldığını tüm tarikatına yaydı. Ardından tüm tarikatına ‘kahhar’ halkaları kurdurtup ‘pezevenk’ dediği Tayyip Erdoğan’a beddua ettirtti.

    İşte Türkiye'de İslam'ın temsilcisi diye yaldızlanan ve gerçek dindarların üzerine sürülen, 28 Şubat sürecinde kullanılan bir zavallının öyküsü...



    Kaynak
    Konu fatken tarafından (11-27-12 Saat 03:45 PM ) değiştirilmiştir.
    “Bir kimse sonsuza dek, herkes ise bir süre kandırılabilir; fakat herkes sonsuza dek kandırılamaz.”

    Abraham Lincoln

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Müslüm Gürses-Haydar Haydar
    By Esmerhan in forum Müzik-Mizah-Eğlence
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-05-13, 02:22 AM
  2. Üstadın Shakespeare Hakkındaki Görüşleri
    By netr0n in forum Necip Fazıl Kısakürek
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-16-13, 05:55 AM
  3. Ahiskali Ali Haydar Efendi
    By netr0n in forum İslam
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-04-13, 01:39 AM
  4. Tema değişikliği hakkındaki görüşleriniz..
    By netr0n in forum Önerileriniz ve Görüşleriniz
    Cevaplar: 34
    Son Mesaj: 09-27-12, 06:02 PM
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-24-12, 01:09 AM
Yukarı Fırlat
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72